Geçmiş Geçmiyor

Geçmiş Geçmiyor

Geçmiş Geçmiyor

Haftalık Sanat Haberleri (24 Ağustos – 31 Ağustos)

Nâzım Hikmet’in Yaşamına ve Mirasına Kapsamlı Bir Bakış: “Romantika”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve ev sahipliğinde, Folkart’ın yapımcılığında gerçekleşen “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi”, Nâzım Hikmet’in Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı sergilerinden biri olarak 5 Eylül 2026-15 Ocak 2027 tarihleri arasında Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ziyaretçilerini ağırlayacak.

95. İzmir Enternasyonal Fuarı ile eş zamanlı olarak düzenlenen sergi, Nâzım Hikmet’in yaşamını yalnızca kronolojik bir biyografi üzerinden aktarmak yerine, şairin edebiyatını, sanatla ilişkisini, kişisel dünyasını ve ardında bıraktığı kültürel mirası farklı disiplinler üzerinden ele alıyor. Küratörlüğünü Yüksek Mimar ve Nâzım Hikmet araştırmacısı M. Melih Güneş’in, sergi kimliklendirme ve tasarımını ise Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Durmaz’ın üstlendiği proje, yaklaşık 2 bin 125 metrekarelik alana yayılan 15 salondan oluşuyor.

Serginin arşiv ağırlıklı yapısı, Nâzım Hikmet’in hayatına farklı dönemlerden ve coğrafyalardan bakma imkânı sunuyor. Türkiye ve yurt dışındaki kurum, arşiv ve özel koleksiyonlardan bir araya getirilen yüzlerce belge, elyazması, kişisel eşya ve görsel-işitsel kayıt; edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım alanlarından çalışmalarla aynı anlatı içerisinde buluşuyor. Projeye Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi, Vera Tulyakova Hikmet arşivi ve koleksiyoner Gürkan Us’un arşivleri katkı sağlıyor.

Serginin “Romantika” başlığı ise Nâzım Hikmet’in 1962 yılında tamamladığı Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim için ilk düşündüğü isimden geliyor. Sergi bu başlık üzerinden şairin yaşamındaki önemli duraklardan biri olan İzmir’e de özel bir yer açıyor. Romanın İzmir’de başlayıp yine İzmir’de sonlanan zaman örgüsü ve Nâzım Hikmet’in 1925 yılında kentte geçirdiği dönem, serginin anlatısında öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Nâzım Hikmet’in kendi yaptığı resimlerin yanı sıra, şairin yaşamına tanıklık eden Abidin Dino, Avni Arbaş, Doris Kahane, Natalya Gonçarova ve Jak İhmalyan gibi sanatçıların eserleri de sergide yer alıyor. Günümüz sanatçılarından Sedat Girgin ise “Romantika” için özel olarak ürettiği çalışmasıyla serginin çağdaş sanatla kurduğu bağı güçlendiriyor.

“ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi”, böylece Nâzım Hikmet’in yalnızca bir şair olarak değil; yazıları, görsel üretimleri, ilişkileri, yolculukları, tanıklıkları ve farklı sanat disiplinleriyle kurduğu bağ üzerinden çok katmanlı bir portresini ortaya koyuyor.

*Görsel, izmir.bel resmi web sitesinden alınmıştır.

Renk, Hafıza ve Dokuma Üzerine: “Can Colors Remember Each Other?”

DG ART Gallery & Project, İtalyan sanatçı Francesco Maccapani Missoni’nin “Can Colors Remember Each Other?” başlıklı kişisel sergisini 20 Eylül’e kadar ZAI Bodrum’da izleyiciyle buluşturuyor. Eş küratörlüğünü Begüm Güney ve Elvin Gürenli’nin üstlendiği sergi, rengi sabit bir görsel unsur olmaktan çıkararak hafıza, zaman ve karşılaşmalar üzerinden yeniden ele alıyor.

Missoni’nin üretim pratiğinin merkezinde yer alan dokuma, sergide yalnızca bir teknik olarak değil, düşüncenin biçim kazandığı bir yapı olarak öne çıkıyor. Birbirine eklenen ilmekler ve kumaş şeritleri, geçmişte oluşan bağları taşırken yeni ilişkilerin kurulmasına da imkân tanıyor. Böylece her yapıt, renklerin birbirini etkilediği, dönüştürdüğü ve yeniden tanımladığı hareketli bir yüzeye dönüşüyor.

Sergideki çalışmalar, izleyicinin bakış mesafesine göre farklı bir görsel deneyim yaratıyor. Yakından bakıldığında yüzlerce kumaş şeridinin oluşturduğu küçük renk geçişleri ve dokusal ayrıntılar öne çıkarken, uzaktan bakıldığında bu parçalar bütünlüklü ve yoğun renk alanlarına dönüşüyor. Bu değişken algı, renkleri tek başına değerlendirmek yerine aralarındaki ilişkiye odaklanmayı öneriyor.

Missoni’nin yaklaşımında dokuma aynı zamanda hafızanın işleyişine dair bir metafor hâline geliyor. Her ilmek bir öncekinin izini taşırken, yeni bir bağlantının da başlangıcını oluşturuyor. Zamanın katmanları, karşılaşmalar ve birlikte var olma hâlleri bu fiziksel süreç üzerinden görünürlük kazanıyor. Yapıtların yüzeyinde oluşan ritimler, bir yandan tekrar duygusu yaratırken diğer yandan hiçbir karşılaşmanın tamamen aynı kalmadığı fikrini taşıyor.

“Can Colors Remember Each Other?”, adını aldığı sorular üzerinden renklerin birbirleriyle kurduğu bağın sınırlarını araştırıyor: Bir renk diğerinin hafızasını taşıyabilir mi? Henüz karşılaşmamış renkler arasında bir ilişki kurulabilir mi? Sergi, bu soruları kesin yanıtlarla sonuçlandırmak yerine, izleyiciyi renklerin birbirine nasıl dönüştüğünü ve birlikte nasıl yeni anlamlar ürettiğini deneyimlemeye davet ediyor.

*Görsel, zaibodrum resmi web sitesinden alınmıştır.

 

Gerçekleşmemiş Geleceklerin İzinde

Shiva Zahed Gallery, İran’da yaşayan yedi sanatçının çalışmalarını bir araya getiren “Not Yet Gone” başlıklı grup sergisine 18 Eylül-7 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Arya Tabandehpoor, Omid Mehdizadeh, Kimia Askarian, Sina Boroumandi, Shahin Esfandiari, Rana Heidarzade ve Alborz Kazemi’nin eserlerinden oluşan sergi, imgelerin tek bir anlama ve zamana sabitlenmesine karşı çıkan ortak bir yaklaşım etrafında şekilleniyor.

“Not Yet Gone”, fotoğrafı geçmişi kaydeden durağan bir araç olarak görmek yerine, farklı zamanların birbirine karıştığı bir alan olarak ele alıyor. Sergideki imgeler yalnızca yaşanmış olanı belgelemiyor; anıları, bugünün deneyimlerini ve henüz gerçekleşmemiş ihtimalleri aynı yüzeyde bir araya getiriyor. Böylece geçmiş, bugün ve gelecek arasındaki sınırlar giderek geçirgenleşiyor.

Serginin düşünsel çerçevesini Jacques Derrida’nın ortaya attığı ve kültür eleştirmeni Mark Fisher’ın geliştirdiği “hauntology” kavramı oluşturuyor. Kavram, yalnızca mevcut olanın değil; gerçekleşmemiş, yarıda kalmış, erken kaybolmuş ya da ihtimal olarak varlığını sürdüren şeylerin de bugün üzerinde etkisini koruduğuna işaret ediyor.

Bu perspektiften bakıldığında sergideki fotoğraflar, belirli bir ana ait görüntüler olmaktan çıkıyor. Her imge, başka bir zamanın izini taşıyan ve farklı olasılıkları bünyesinde barındıran açık uçlu bir karşılaşma alanına dönüşüyor. Görüntünün içindeki boşluklar ve belirsizlikler, izleyicinin geçmişte yaşanmamış ancak hâlâ zihinsel ve kültürel olarak varlığını sürdüren ihtimaller üzerine düşünmesine alan açıyor.

Sergi aynı zamanda çağdaş kültürde gelecek fikrinin dönüşümüne odaklanıyor. Sürekli yenilik ve ilerleme vaadi yerine tekrarların, geri dönüşlerin ve gerçekleşmemiş ihtimallerin belirleyici olduğu bir zaman anlayışını gündeme getiriyor. “Not Yet Gone”, bu anlamda henüz tamamen kaybolmamış olanın izini sürerken, geçmişin yalnızca geride bırakılmış bir zaman olmadığını; bugün ve olası gelecekler üzerinde hâlâ etkisini sürdüren canlı bir alan olduğunu hatırlatıyor.

*Görsel, shivazahedgallery resmi web sitesinden alınmıştır.