Küçük Nesneler, Büyük Karşılaşmalar
Haftalık Sanat Haberleri (7 Eylül – 14 Eylül)
Ugo Rondinone’nin İlk İstanbul Sergisi Doğayı Tefekkür Alanına Dönüştürüyor
Dünyaca tanınan çağdaş sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “the sun and the mountain” ile 2 Eylül-8 Kasım tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının yeni ürettiği yirmi Mountain heykeli ile gündoğumu ve günbatımından ilham alan on dört suluboya çalışmasını bir araya getiren sergi, doğanın temel unsurlarını galerinin içine taşıyor.
Rondinone, uzun yıllara yayılan pratiğinde doğa, zaman, yalnızlık ve insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi araştırıyor. “the sun and the mountain”da da dağ, deniz ve gökyüzü belirli bir coğrafyanın görüntüsü olarak değil; renk, ışık, ufuk ve yerçekimi gibi temel deneyimler üzerinden yeniden düşünülüyor. Ortaya çıkan manzara, dış dünyayı temsil etmekten çok izleyicinin zihninde ve duyularında şekillenen bir iç coğrafyaya dönüşüyor.
Serginin merkezinde yer alan, neon renklerle dengelenmiş kaya heykelleri sanatçının dünyaca bilinen Mountain serisinin yeni örneklerinden oluşuyor. Peri bacaları ve taş dengeleme pratiğinden ilham alan bu dikey yapılar, mekân içinde adeta bir takımyıldızı gibi konumlanıyor. Her biri yerçekimine meydan okuyan geçici bir denge hissi yaratırken, doğanın hem görkemli hem de kırılgan yapısını çağrıştırıyor.
Heykellerin dikey ritmine karşılık, sergideki suluboyalar yatay bir ufuk çizgisi kuruyor. Gündoğumu ve günbatımının değişken ışığını taşıyan çalışmalar, renklerin titreşimi üzerinden zamanın geçişini görünür kılıyor. Böylece heykel ve resim arasında; ağırlık ile hafiflik, yeryüzü ile gökyüzü, kalıcılık ile geçicilik arasında bir diyalog kuruluyor.
“the sun and the mountain”, doğayı yalnızca bakılacak bir manzara olarak değil, insanın en eski duyusal ve duygusal deneyimlerinden biri olarak ele alıyor. Rondinone’nin renk, form ve ışık aracılığıyla kurduğu bu dünya, izleyiciyi bir coğrafyayı keşfetmekten çok, doğayla kurduğu kişisel ilişki üzerine düşünmeye davet ediyor.

*Görsel, dirimart resmi web sitesinden alınmıştır.
Istanbul Fringe Festival 8. Edisyonuyla Şehre Yayılıyor
Türkiye’den ve dünyadan farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçıları İstanbul’da buluşturan Istanbul Fringe Festival, 8. edisyonuyla 19-26 Eylül tarihleri arasında kentin farklı kültür ve sanat mekânlarına yayılacak. Tiyatro, dans, performans, müzik ve katılımcı işleri bir araya getiren festivalin bu yılki teması ise “bağ kurmak”.
Arter, Alan Kadıköy, Barın Han, İMÇ Atölye 5554, Zorlu PSM, Paribu Art, Öktem Aykut ve ROXY’nin aralarında bulunduğu farklı mekânlarda gerçekleşecek program, yalnızca farklı sahne disiplinlerini yan yana getirmekle kalmıyor; sanatçılar, izleyiciler ve mekânlar arasında yeni karşılaşma biçimleri yaratmayı da odağına alıyor.
Festival, 19 Eylül’de ROXY’de düzenlenecek açılış gecesiyle başlayacak. Omar Alkilani’nin Guitarology performansının yanı sıra Seda Erciyes ve Tuğçe Şenoğul’un 2MUCH konseri açılış programında yer alacak. Festival kapsamında Barın Han’da sürdürülen “Bağ Kurma: Barın Han × Istanbul Fringe Festival Ortak Üretim Programı” da 20-21 Eylül tarihlerinde izleyiciyle buluşacak. Mart ayından bu yana devam eden program kapsamında farklı disiplinlerden 10 kadın sanatçının yürüttüğü altı aylık araştırma süreci, açık bir sunumla paylaşılacak.
Festival haftasında çağdaş dans ve performans ağırlıklı çalışmalar da öne çıkıyor. İMÇ Atölye 5554’te Selim Cizdan’ın Experimental Breakdown, Vivien Tauchmann’ın Self-As-Other-Trainings ve beş dansçının ortak çalışması a tangible blue izlenebilecek. Öktem Aykut, Jana Jacuka’nın solo performansı HA’ya ev sahipliği yaparken, Arter’de izleyicinin yönlendirdiği if not this then that ve Alan Kadıköy’de Yusuf Onur Aydın’ın Bu Bir Prova Değil “Le Réel” çalışması programda yer alacak.
Uluslararası seçkide ise farklı coğrafyalardan yapımlar İstanbul’daki izleyiciyle buluşacak. Paribu Art’ta Küba yapımı Mondo, Zorlu PSM’de Brezilya ve Birleşik Krallık ortak yapımı Deluge, Arter’de ise Ariel Rivka Dance topluluğunun repertuvarından seçki sahnelenecek. Yunus Emre Şahin’in 14 dansçıyı bir araya getiren Görme Tutkusundan Kör Olabilir İnsan çalışması da festival kapsamında gösterilecek.
Solo ve ikili performanslardan kısa iş seçkilerine uzanan programıyla farklı üretim biçimlerini aynı çatı altında buluşturan Istanbul Fringe Festival, 26 Eylül’de Alan Kadıköy’de gerçekleştirilecek Fringe Solo Kısalar programıyla sona erecek. Festival, bir hafta boyunca İstanbul’un farklı noktalarını birbirine bağlarken, izleyiciyi de bu karşılaşmaların aktif bir parçası olmaya davet ediyor.

Görsel, tiyatrolar.com resmi web sitesinden alınmıştır.
PASAJ İstanbul’un Mini Kitapları Hamburg’da Sanatla Buluşuyor
PASAJ İstanbul’un 71 sanatçıyı bir araya getiren “Small Pains, Great Songs” projesi, bağımsız yayıncılık dünyasının önemli buluşmalarından Indiecon Hamburg’a konuk oluyor. Avuç içine sığacak ölçekte tasarlanan sanatçı kitaplarından oluşan proje, 5-6 Eylül tarihlerinde Hamburg’da izleyiciyle buluşacak.
Seçil Yaylalı’nın kavramsallaştırdığı proje, kişisel deneyimlerin, kırılmaların ve içsel mücadelelerin küçük ölçekli sanat nesnelerine nasıl dönüşebileceğine odaklanıyor. Her sanatçıya mini kitabı kendi anlatısını kurabileceği özgür bir alan olarak sunan “Small Pains, Great Songs”, bireysel acı ile yaratıcı üretim arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Projenin çıkış noktalarından biri ise Theodor W. Adorno’nun Minima Moralia’da Heinrich Heine’den hareketle ele aldığı “Küçük Acılar, Büyük Şarkılar” düşüncesi: Büyük duyguların ve kederlerin, son derece küçük fakat yoğun sanat nesnelerinde nasıl karşılık bulabileceği.
Sergide yer alan kitapların her biri sanatçısı tarafından en fazla dokuz edisyon olarak üretildi. Farklı malzeme, teknik ve tasarımlarla şekillenen çalışmaların bir bölümü ise projenin üretim ortağı Barın Han Cilt Atölyesi’nin ustaları tarafından ciltlendi. PASAJ İstanbul’un 2022’den bu yana faaliyet gösterdiği Barın Han ile kurduğu bu ilişki, sanatçı kitaplarının üretim sürecini mekânın zanaat ve yerel üretim kültürüyle buluşturuyor.
Projenin Hamburg programı yalnızca sergiyle sınırlı kalmıyor. Seçil Yaylalı ve Zeynep Nur Ayanoğlu, Indiecon Hamburg’un kamusal programı kapsamında “Sticker Making and Urban Activism” başlıklı bir atölye de gerçekleştirecek. Böylece PASAJ İstanbul’un sanatçı kitabı merkezli yaklaşımı, farklı bir üretim pratiği üzerinden kamusal alana taşınacak.
“Small Pains, Great Songs”, uluslararası yolculuğuna Haziran 2024’te İsviçre’de düzenlenen I Never Read Art Book Fair ile başladı. Türkiye’deki ilk kapsamlı sunumunu Barın Han’da gerçekleştiren proje; Basel, İstanbul, Los Angeles, Bodrum, Singapur, Urla, Datça ve Novara’nın ardından bu kez Hamburg’da izleyiciyle buluşuyor. Koleksiyonun bir sonraki durağı ise 14-15 Kasım tarihlerinde Kunstbok Oslo Art Book Fair olacak.
Küçük bir nesnenin içine sığdırılan kişisel hikâyelerden oluşan proje, sanatçı kitabını yalnızca bir yayın formatı olmaktan çıkararak hafıza, kırılganlık ve ifade için yoğun bir alana dönüştürüyor.

*Görsel, smallpainsgreatsongs resmi instagram sayfasından alınmıştır.