İzmir’den Suadiye’ye ‘Işık’ ve ‘Hafıza’
İki şehir, iki mekan, iki ayrı durak
İzmir’den Suadiye’ye ‘Işık’ ve ‘Hafıza’
Bu haftaki yazımızda birden fazla sergiye değinmek isterim... Malum, özellikle müzeler ve galeriler için Eylül hatta artık günümüzde Ekim ayı sezon açılışı anlamına geliyor. Yaz boyu kapalı olan ya da yazlık bölgelere yönelen hem izleyici hem sergiler artık şehre döner... Bu nedenle yoğun bir dönem yaşanır.
Geçen haftalarda açılan sergilerden biri İzmir’den ve önemli bir sergi. Arkas Sanat, bu yıl şehirdeki yedinci sanat merkezi olan Lucien Arkas Sanat Merkezi’nin açılışını yapmıştı. Üstelik mekânın açılışı dev bir işbirliğiyle duyrulmuştu. Fransa’nın en büyük kamusal sanat merkezlerinden Centre Pompidou, restorasyonda olduğundan dolayı beş yıl boyunca İzmir’de toplamda 10 koleksiyon sergisini sanatseverlerle buluşturacak. Bunların ilki olan “Lumina”, 14 Şubat 2027’ye kadar görülebilecek. Vakit kaybetmeden görmekte yarar var çünkü yılda iki sergilik işbirliği, sergi sürelerinin kısıtlı olmasına yol açıyor. Üstelik her sergi yeni bir kürasyonla izleyiciyle buluşuyor.

“Lumina” sergisinin yerleştirmeleri Fransız merkezin küratörleri Anna Hiddleston ve Noémie Fillon tarafından yapıldı. Oldukça başarılı bu kürasyon, yedi tematik bölümden oluşurken bir ikilik yaratıyor. “Lumina” Latince “ışık” demek. Beyaz ve siyah da bunun bir parçası. Sergide bütün spektruma bir bakış atıyorsunuz. Kapıdan girdiğiniz anda karşı duvarda serginin öne çıkan eserlerinden biri sizi karşılıyor. Gerhard Richter’in 1973 tarihli “1024 Farben (350-3)” adlı eseri insan gözünün ayırt edebildiği tüm renk tonlarını göstermek amacıyla, kesin bir matematiksel sistem ile rastlantısallığın birleşimi doğrultusunda düzenlenmiş yüzlerce renk birimini bir araya getiriyor. Sağdan ilerlediğinizde dikdörtgen bir salon, ortadan dik bir şekilde ikiye bölünmüş ve eserler yan yana ve karşılıklı olarak sıralanmış halde görülüyor. Bu kısımda fovizmden elektrik çağının yarattığı yeni görsel dünyaya, sinesteziye ve fotoğraf araştırmalarının siyah-beyaz örneklerine başarılı örnekler izlenebiliyor.

Burası “U” çizdiğiniz daha düz bir yerleşime sahipken karşı tarafa geçtiğinizde biraz daha ferah ve aydınlık bir salonla karşılaşıyorsunuz. Burası daha düzensiz ancak daha renkli. Optik sanat işleri burada sizi karşılıyor. Bu bölümün de yıldızı Joan Mitchell’ın “La Grande Vallée” eseri. Bu üç parçalık Monet’den esinlenen dev eser sizi yeşilin ve sarının bir arada olduğu bir bahçeye, ormana çağırıyor. Anıtsal tablo, Etel Adnan ve Shirley Jaffe’nin parlak ve geometrik peyzajlarıyla karşıtlık oluşturan güçlü fırça darbeleri içinde titreşen ışık ve enerji dalgalarıyla hayat buluyor. “Lumina”, yolunuzu İzmir’e düşürebilecek bir sergi ve görmek için beş aylık bir süre var.
Decollage’da özel bir sezon açılışı

Misafir sanatçı programları her zaman yaratıcı insanlar için yeni keşiflerin, karşılaşmaların ve duyguların kapılarını araladığı süreçler olmuştur. Decollage Art Space’in İstanbul Şile’de, Karadeniz’in kıyısında ilk kez düzenlediği program da dokuz usta sanatçıyı bir araya getirdi. Şile doğal güzellikleriyle, havasıyla sanatçıların nefesini ve zihnini açarken sanatçılardan bulundukları konumu resmetmeleri ya da anlatmaları beklenmedi. Programın amacı sanatçıları konfor alanından biraz olsun uzaklaştırmak ve bir deniz kıyısında buluşturmaktı. Bunu yaparken de onları bir kavram etrafında dolaştırmak amaçlandı: Kıyı. Sanatçılar şehir hayatından uzaklaştırılırken bunun etkileri eserlerinde nasıl gözlemlenebilecek sorusuna yanıt arandı. Tüm bunlar “Kıyı Hafızası” isimli bir sergiye dönüştü. Sergide sanatçıların son eserleriyle Şile’de ürettikleri eserler bir arada sunuluyor.

Sanatçılardan Şile’yi resmetmeleri beklenmese de Serap Atala ve Devabil Kara, Şile Feneri’ni hem uzaktan hem yakından resmeden sanatçılar olmuş. Atilla Atala ise Billie Holiday’i resmederek ona “Şile için Balad” söyletiyor. Sergide eserleri yer alan sanatçılar şu isimler: Zahit Büyükişleyen, Özlem Üner, Serap Atala, Atilla Atala, Devabil Kara, Veysel Günay, Fevzi Karakoç, Yalçın Gökçebağ, Resul Aytemür. 6 Ekim’de açılan sergi 15 Kasım’a kadar görülebilecek.
Not: Serginin güzel taraflarından biri girişte sanatçılara ve Decollage Art Space’e not bırakabileceğiniz kartpostalların olması. Her birinde sanatçıların isimlerinin yazdığı kutulara, önlerine konmuş kartpostallar aracılığıyla not yazıp bırakılabiliyor. (Decollage Art Space’in sosyal medya hesaplarında misafir program sürecini gösteren videolar gönderiler de izlenebilir.)